Arşiv · Metin Karabaşoğlu

Yazarlar (A–Z) →
Temizle

Bandrol meselesi üzerine: Bu, bizim ayıbımız...

Benim görüşüm, ‘İhlas’ ve ‘Uhuvvet’ için de risale yazmış Bediüzzaman’ın takipçilerinin kendi içlerinde bu meseleyi hukukî bir çözüme kavuşturmalarının hem gerekli, hem mümkün olduğu yönündedir. ‘Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam’ diyen bir Bediüzzaman’ın…

Tebessümde okunan

Bir ilâhî hediyedir ki tebessüm; Allah sadece samimi ve hesapsız kullarına verir. O yüzdendir ki, henüz imanla tanışmış olmasa bile hesapsız insanlara dahi nasip olur, ama hesaplı adamların yüzünde hep sadece soğuk…

Bir ubudiyet talimi olarak ‘istişare’

Kulluğunu bilen, istişare eder. Kulluğunu bilene, istişare yakışır. Kendisini veya bağlandığı kişiyi veya ait olduğu tüzel kişiliği ‘ilahlaştıran’ ise istişareyi bir ‘zaaf göstergesi’ ve ‘acz ilanı’ olarak gördüğü için o ilâhî emre…

Kazadan sonra

Kendisine yardım etmeyene, yardım edemedik. İçinden gelmeyen, dışarıdan duyduğu uyarıcı seslere hiç kulak çevirmedi. ‘Biz’ asabiyeti, şefkatle gelen her uyarı sinyalini ‘çekememe, haset, kıskançlık, kulp takma’ diye diye psikanalizlerle çarpıtmayı denedi. Ve…

Neden yazamadım?

Güncel olan, kalıcı olana bir basamak olabiliyorsa anlamlıdır. Güncelden kalıcı olana bir bağ kuramamışsam veya muhatabın istediği o bağ değilse, orada kalemim susar benim.

Meşhudatı Asfiya mihengine vurmak

Birtakım keşfiyata ve meşhudata, rüyalara ve rü’yetlere mazhar olmak, bir ‘imkân’ olmanın ötesinde, bir ‘imtihan’ ve hatta bir ‘ibtilâ’dır. Bu keşfiyat ve meşhudat, onları ümmetin aynasında ve asfiyanın mihenginde Kitab ve sünnetin…

Ebu Zer

Ebu Zer’i hep sevdim. Onun ‘ahsen’i ve ‘ehakk’ı gösteren bir sembol olduğunu; ama ‘ahsenden ahsen’ ve ‘ehaktan ehak’ bir yolu râşid halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ve ehl-i beytin göstermiş olduğunu unutmadan...

Firavun, bir konsorsiyumdur

Musa aleyhisselam kıssası paralelinde Kur’ân’ın bize gösterdiği Firavun gerçeği, bir ‘konsorsiyum’u çıkarıyor karşımıza. Bir konsorsiyum ki, küfre ve zulme sessizce rıza gösteren yığınlar; bu küfür ve zulüm yapısını değişmez sabite olarak görüp…

Âyet ve slogan

205. A’raf âyeti, bugünün mü’minlerine hakikatin şanına yakışır bir sesle şöyle hitap ediyor sanki: Hakikatin getirdiği vakara sahip ol. Birileri ‘ideoloji’lerini ‘din’in yerine ikame etmeye çalışırken, sen de onların üslubuna öykünme, onların…

Geleceği gördüm

Şu çok açık: Bu ülke, ümmet ve bütün yerküre, iman-küfür mücadelesinde ‘postmodern’ bir dönemece girdi, giriyor. Bundan böyle, bu mücadelede şer cephesi ‘kuvve-i şeheviye’ üzerinden bir saldırıya odaklanacak; imanla ve mü’minle olan…

Kemalist nihilizmin ayak sesleri

Gördüğüm, bir bedbinlik, nikbinlik, karamsarlık hali. Bir nihilizm. Kemalizm, bu ülkede iktidar sayesinde varolabilmiş bir ‘parantez’di. O parantez, demokrasinin kurumsallaştığı bir ülkede ‘iktidarda olma’ anlamında kapandı, kapanacak. Bunu hissediyor olmanın yol açtığı…

Bediüzzaman bugünün çocuğu olsaydı?

“Zamanın eşsizi” Bediüzzaman’ın “sıradan” insanlara benzemeyen çocukluğu, gençliği, sonraki yılları ve eseri, ehil insanlarca dahi kılı kırk yarar bir titizlikle kullanılması gerektiği halde bugün ehil olsun olmasın herkesin rahatça kullandığı “sofistike” etiketlerin…

Münazarat Sempozyumu: bir 'ilk'in ardından...

Bu ülkede, ilk defa bir devlet üniversitesi, Bediüzzaman Said Nursî hakkında bir sempozyum tertipledi. Tek başına bu ilk, Türkiye’de önce zihinlerde, sonra fiiliyatta vurulmuş prangaların kırılması açısından önemliydi. Bu anlamda, Münazarat sempozyumu…

Bediüzzaman yolu: Ne öfke, ne teslimiyet

Ahmet Özkılınç, Akrebin Kıskacında adlı kitabında Bediüzzaman’ın 1935 yılında çıkarıldığı Eskişehir Mahkemesi’nde yaptığı savunmayı merkeze alarak “öfke ve teslimiyet çıkmazı” karşısında onun üçüncü yolunu, sadece sözün ve hakikatin gücüne dayanan destansı mücadelesini…

Uhuvvetin mucizeleri

Bu Ramazan, bu mânâları düşündükçe, yüreğim pırpır ediyor sürekli. İmandaki ve İslâm’daki kuvvetin ‘uhuvvet-i İslâmiyenin intibahı’ ile nasıl ortaya çıkabildiğini, nasıl mucizelerini gösterir şekilde kök salıp yayılabildiğini gösteren tecrübeler yaşadık çünkü.

Mao Çin’i değil, renklerin şehri

Resûlullah aleyhissalâtu vesselamın yaşadığı Medine, insanların görünüşleri ile, kıyafetleri ile, yiyip içtikleri ile tek-tipleştikleri bir şehir değildir. Çünkü, ‘neyi emrederse ve neyi yasaklarsa’ mü’minler için bağlayıcı olan Hz. Peygamber, mü’minlere tek-tipleşmeyi emretmemiş;…

← Önceki Sayfa 5 Sonraki →