Başarısız Bir Yazı
Evet, “başarı”sız; “başarı” kavramına farklı bir bakış getiriyor.
Evet, “başarı”sız; “başarı” kavramına farklı bir bakış getiriyor.
“Kendine güven, sen kendine yetersin” denildi. Baktım; fakat kendimde canavarlara yem olacak bir et parçasından başka birşey göremedim.
Artık kâbusları sona ermişti. Zihni deprem endişesinden kurtulmuştu.
Sahabilerin kudsî livaü’l-hamde muhatabiyetindeki bu rahatlığın binde birine bile, laik devletlerin bayraklarına muhatabiyetimizde rastlanmıyor. Müthiş bir fetişizm çelmeliyor zihnimizi...
Yeryüzü ikliminin dilimleri olan ânlar, adandığımız doğrulara yaklaştığımız, onları bulduğumuz çabalarla yüklüdür. Sürekli yüklenmekteyiz yükümüzü. Ancak hepimizi bekleyen ‘son ân’ın ötesinde yalın, pürüzsüz ve perdesiz bir biçimde karşımıza çıkacaktır ‘asıl doğru’ olan.…
O ana kadar kendimi böylesine yabancı hissetmemiştim. Herşey yabancıydı. Ben yabancıydım. Kendi kendimin yabancısı...
‘Tüketici’ değil, şükür ve iktisat üzere yaşayan birer ‘kullanıcı’ olabilmemiz için ‘küçük’ çıkış noktaları...
Bize “yeryüzü cenneti” vaad edenler, cehennemi sümen altında saklıyordu. Gülümseyen dudakların ardında, ısırıcı dişler vardı. Görkemli yalancı cennetler sunan hâzır medeniyet, o cennet maskesi ardında saldıran cehennemler taşıyordu. Şu cadde, bunun delili…
Meryem, tek kelime dahi söylemez. Cevap vermez. Bu, Rabbinin emridir. Cebrail, kavminin bu sorularına karşı, Rabbinin “savm” emrini bildirmiştir. Savm, yani oruç. Açıkçası, Rabbimiz bu olayı sebepler dairesi içinde izaha kalkışarak kendisine…
Dünyamızı karartan musibetler ve felâketler, hayatın tekdüze gündüzünü delen, ayağımızın altındaki buzları kıran nurlu geceler gibidir. Her musibet ânı, pürüzsüzce sürüp giden hayatın şaşaası ortasında, hakikati kalbimize ayân eden bir kara gözbebeği…
Korku ile ümit; hayat ile ölüm, ve açlık ile tokluk ortasında bir yerde bulunan insanoğlu, bunun farkına vardığı oranda mü’mindir. İşte faiz bu farkın farkına varılmasını önlemektedir. Ve galiba haram oluşunun da…
“Biz”in sırrı ubudiyette idi kısacası. Ve bu sır, zerreden yıldızlara herşeyi, her birimizle kardeş yapıyordu. “Na’büdü”deki “nun”u bilenler için, Onun adına, herşey dost ve kardeşti.
“Sanat Yaratıcının aynadaki cilvesidir. Biz sanatçılar bu jesti tekrarlamaktan, taklit etmekten başka birşey yapmıyoruz. Bu yüzden, Yaratandan bağımsız bir sanata asla inanmıyorum. Tanrısız bir sanata inanmıyorum. Sanatın anlamı yakarmadır. Bu benim yakarışım.…