Üç Maymun ve Dua Kardeşliği
Görmemek mümkün bu zülümleri? Duymamak mümkün mü feryadları? Ee görüp, duyarken ve düşünürken bu kadar sessiz kalmak normal mi sahi..!
Görmemek mümkün bu zülümleri? Duymamak mümkün mü feryadları? Ee görüp, duyarken ve düşünürken bu kadar sessiz kalmak normal mi sahi..!
Ege şartlarında doğup büyümüş bir çocuk medrese-imamhatip-ilahiyat görmeden Kur’ân, hadis, Asr-ı Saadet üzere düşünür, konuşur, yazar ve yaşamaya çalışır hale gelebilmişse, bu, onun beni ve ailemizi varlığından haberdar ettiği Risale-i Nur sayesindedir.…
Allah’ım şahitsin halime ne olur ölmesin başka yavrular. Ne olur annesiz babasız kalmasın kuzucuklar. Büyüklerinin öfkelerini daha fazla ödemesin minicik bedenler.. Allah’ım yardımcımız ol. Müslüman din kardeşlerimizi feraha eriştir. Başlarındaki zulümleri dindir.
O Allah ki, şu ağacı, şu kuşu, şu taşı değil, özellikle seni ademden (hiçlikten) çıkarıp eşref-i mahlûkat olan âdem yapmış. Senin varoluşun, insan olarak yaratılışın tesadüf değilken, başına gelen hâdiselerin tesadüf olması…
Ümmeti kim ayağa kaldıracak, ümmet olmadan kim ayağa kalkabilir ve ayakta kalır?
İnsanın şu alemde karşılaştığı her “ayete” kendi iç alemindeki ‘ayineleriyle’, hasseleriyle ve özellikle de kalbiyle (hem de akleden ve görebilen kalbiyle) muhatap olması; kendisi için ahireti tasdik etmesini de netice verebilecek bir…
Benim görüşüm, ‘İhlas’ ve ‘Uhuvvet’ için de risale yazmış Bediüzzaman’ın takipçilerinin kendi içlerinde bu meseleyi hukukî bir çözüme kavuşturmalarının hem gerekli, hem mümkün olduğu yönündedir. ‘Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam’ diyen bir Bediüzzaman’ın…
Bir ilâhî hediyedir ki tebessüm; Allah sadece samimi ve hesapsız kullarına verir. O yüzdendir ki, henüz imanla tanışmış olmasa bile hesapsız insanlara dahi nasip olur, ama hesaplı adamların yüzünde hep sadece soğuk…
Hakikatin gökkuşağı ihata edilmedikçe kardeşliğin derinliğine erişmek mümkün mü? Zerre de kardeş, yıldız da kardeş, çiçek de kardeş, mü’min kalp de kardeştir bu geniş semada...
Hz. İbrahim aleyhisselâm, ‘kaybolup/batıp gidenleri sevmem’ sözüyle nasıl da insanın fıtratını peygamberce özetliyor. Tüm duygularının diliyle bekayı isteyen insan fıtratı, bitecek olana, yok olacak olana tahammül edemiyor, ona bağlanmak istemiyor, onu hakiki…
Dinin zekât verebilecek kadar zengin saydığı insanları, dünyevîler yoksulluk sınırının altına yerleştiriyor. Şu ülkede açlıktan ölen kimse yokken, dünyevîler, çoğunluğun aylık geliri olan asgari ücretin üzerinde bir maaşı, açlık sınırı olarak belirliyor.…
Kulluğunu bilen, istişare eder. Kulluğunu bilene, istişare yakışır. Kendisini veya bağlandığı kişiyi veya ait olduğu tüzel kişiliği ‘ilahlaştıran’ ise istişareyi bir ‘zaaf göstergesi’ ve ‘acz ilanı’ olarak gördüğü için o ilâhî emre…
Zahir ile batın her zaman birbirini destekleyen iki kap. Kalp iki kaptan beslenmediğinde, akıl istikametini bulamıyor, hisler istikametini bulamıyor; hayat, sırat-ı müstakim üzere devam etmiyor; post modern ayartılara yenik düşüyor.
Kemalist oligarşi, oligarşik düzenini devam ettirmek için önce bir tabular manzumesi oluşturuyor, ardından bu tabuların sorgulanmasını engelleyen bir korku havası pompalıyordu. Onlar için mesele, tabuların içeriği ve özü değildi. Mesele, İçeriği ne…
“Görüyorum, gözlerim olmadan/ Varım ama farkında değilim”... İsveçli sefir Eric von Post’un Ramazan adlı şiir kitabında Mevlânâ’dan ilhamla dile getirdiği dizeler bunlar.
Âlem ağacının meyvesi insan olarak belirlenmişti ve belki de insan olgunlaşıp dünyaya düşsün diye şeytanla sınanmıştı. Allahua’lem!
Kendisine yardım etmeyene, yardım edemedik. İçinden gelmeyen, dışarıdan duyduğu uyarıcı seslere hiç kulak çevirmedi. ‘Biz’ asabiyeti, şefkatle gelen her uyarı sinyalini ‘çekememe, haset, kıskançlık, kulp takma’ diye diye psikanalizlerle çarpıtmayı denedi. Ve…
Güncel olan, kalıcı olana bir basamak olabiliyorsa anlamlıdır. Güncelden kalıcı olana bir bağ kuramamışsam veya muhatabın istediği o bağ değilse, orada kalemim susar benim.
Denk gelişleri seviyorum, denk getirenden ötürü... Peşi sıra denk geldiğim bir kitap ve bir filme dair bu yazı: hem Guénon’un Modern Dünyanın Bunalımı’nı hem de Sefer Tası filmini tavsiye olarak da okunabilir.