Özür dilerim Yasemin...

Allah’ım şahitsin halime ne olur ölmesin başka yavrular. Ne olur annesiz babasız kalmasın kuzucuklar. Büyüklerinin öfkelerini daha fazla ödemesin minicik bedenler.. Allah’ım yardımcımız ol. Müslüman din kardeşlerimizi feraha eriştir. Başlarındaki zulümleri dindir.

'Allah’ım neden ben?'

O Allah ki, şu ağacı, şu kuşu, şu taşı değil, özellikle seni ademden (hiçlikten) çıkarıp eşref-i mahlûkat olan âdem yapmış. Senin varoluşun, insan olarak yaratılışın tesadüf değilken, başına gelen hâdiselerin tesadüf olması…

Samimiyet ve Ahiret

İnsanın şu alemde karşılaştığı her “ayete” kendi iç alemindeki ‘ayineleriyle’, hasseleriyle ve özellikle de kalbiyle (hem de akleden ve görebilen kalbiyle) muhatap olması; kendisi için ahireti tasdik etmesini de netice verebilecek bir…

Bandrol meselesi üzerine: Bu, bizim ayıbımız...

Benim görüşüm, ‘İhlas’ ve ‘Uhuvvet’ için de risale yazmış Bediüzzaman’ın takipçilerinin kendi içlerinde bu meseleyi hukukî bir çözüme kavuşturmalarının hem gerekli, hem mümkün olduğu yönündedir. ‘Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam’ diyen bir Bediüzzaman’ın…

Tebessümde okunan

Bir ilâhî hediyedir ki tebessüm; Allah sadece samimi ve hesapsız kullarına verir. O yüzdendir ki, henüz imanla tanışmış olmasa bile hesapsız insanlara dahi nasip olur, ama hesaplı adamların yüzünde hep sadece soğuk…

Yarın var mı ki?

Hakikatin gökkuşağı ihata edilmedikçe kardeşliğin derinliğine erişmek mümkün mü? Zerre de kardeş, yıldız da kardeş, çiçek de kardeş, mü’min kalp de kardeştir bu geniş semada...

Hiç bitmeyecekmiş gibi

Hz. İbrahim aleyhisselâm, ‘kaybolup/batıp gidenleri sevmem’ sözüyle nasıl da insanın fıtratını peygamberce özetliyor. Tüm duygularının diliyle bekayı isteyen insan fıtratı, bitecek olana, yok olacak olana tahammül edemiyor, ona bağlanmak istemiyor, onu hakiki…

Müslümanın zaruretle olan imtihanı

Dinin zekât verebilecek kadar zengin saydığı insanları, dünyevîler yoksulluk sınırının altına yerleştiriyor. Şu ülkede açlıktan ölen kimse yokken, dünyevîler, çoğunluğun aylık geliri olan asgari ücretin üzerinde bir maaşı, açlık sınırı olarak belirliyor.…

Bir ubudiyet talimi olarak ‘istişare’

Kulluğunu bilen, istişare eder. Kulluğunu bilene, istişare yakışır. Kendisini veya bağlandığı kişiyi veya ait olduğu tüzel kişiliği ‘ilahlaştıran’ ise istişareyi bir ‘zaaf göstergesi’ ve ‘acz ilanı’ olarak gördüğü için o ilâhî emre…

Küçük ayrıntılar, büyük kopuşlar

Zahir ile batın her zaman birbirini destekleyen iki kap. Kalp iki kaptan beslenmediğinde, akıl istikametini bulamıyor, hisler istikametini bulamıyor; hayat, sırat-ı müstakim üzere devam etmiyor; post modern ayartılara yenik düşüyor.

Kemalizm ve 'kullanışlı araçsallık'

Kemalist oligarşi, oligarşik düzenini devam ettirmek için önce bir tabular manzumesi oluşturuyor, ardından bu tabuların sorgulanmasını engelleyen bir korku havası pompalıyordu. Onlar için mesele, tabuların içeriği ve özü değildi. Mesele, İçeriği ne…

Ramazan’ı karşılarken

“Görüyorum, gözlerim olmadan/ Varım ama farkında değilim”... İsveçli sefir Eric von Post’un Ramazan adlı şiir kitabında Mevlânâ’dan ilhamla dile getirdiği dizeler bunlar.

Âlem ağaç, insan meyve

Âlem ağacının meyvesi insan olarak belirlenmişti ve belki de insan olgunlaşıp dünyaya düşsün diye şeytanla sınanmıştı. Allahua’lem!

Kazadan sonra

Kendisine yardım etmeyene, yardım edemedik. İçinden gelmeyen, dışarıdan duyduğu uyarıcı seslere hiç kulak çevirmedi. ‘Biz’ asabiyeti, şefkatle gelen her uyarı sinyalini ‘çekememe, haset, kıskançlık, kulp takma’ diye diye psikanalizlerle çarpıtmayı denedi. Ve…

Neden yazamadım?

Güncel olan, kalıcı olana bir basamak olabiliyorsa anlamlıdır. Güncelden kalıcı olana bir bağ kuramamışsam veya muhatabın istediği o bağ değilse, orada kalemim susar benim.

← Önceki Sayfa 23 Sonraki →