Geleceği gördüm

Şu çok açık: Bu ülke, ümmet ve bütün yerküre, iman-küfür mücadelesinde ‘postmodern’ bir dönemece girdi, giriyor. Bundan böyle, bu mücadelede şer cephesi ‘kuvve-i şeheviye’ üzerinden bir saldırıya odaklanacak; imanla ve mü’minle olan…

Taksim'e en çok sen yakışırsın…

Geçmişi karanlık, yüzü kasvetli, vatandaşını kesip biçen otoriter devletin karşısında bildik biz seni. Üzerimize gölgesiyle dağ gibi çullanmış devletçilere, ırkçılara, “derin”lere, “paşa gönüllü”lere posta koymanı sevdik biz senin.

Efendimle hasbihâl

Kardeşin Hz. İsa (a.s) efendimiz “tesellici” diye müjdelemişti Seni, yüzyıllar süren fetretin bazen zifiri bazen alacakaranlık sokaklarında yolunu bulmaya çalışanlara. Bilsen, kardeşlerim dediğin ahirzaman çocukları olan bizler de ne kadar muhtacız Senin…

Kemalist nihilizmin ayak sesleri

Gördüğüm, bir bedbinlik, nikbinlik, karamsarlık hali. Bir nihilizm. Kemalizm, bu ülkede iktidar sayesinde varolabilmiş bir ‘parantez’di. O parantez, demokrasinin kurumsallaştığı bir ülkede ‘iktidarda olma’ anlamında kapandı, kapanacak. Bunu hissediyor olmanın yol açtığı…

Zaman makinesi

Sabır yakıcıdır ama tevekkülün serinliğiyle teskin edebiliriz onu. Şükür kanaattir ama ümidin vereceği şevkle bereketlendirebiliriz onu.

Yaprağın düşü(rülü)şü

Anladım ki arkadaşım, kimselere haber etmeden başladığı yolculuğuna kendi yürüyüşüyle çıkmıştı ama yaprakla tanıştıktan sonra yürütüldüğünün şuuruyla geri dönmüştü.

Vereceğin her hayra muhtacım!

İnsan acılarına nasıl gönül borcu duyabilir ki? Ne demektir acılarına gönül borcu duyabilmek? Acılarımızın kendisi yetmiyormuş gibi bir de onlara borçlu olduğunu söylemek, benim bildiklerimin ötesinde başka türlü tecrübelerin meyvesi olsa gerek.

Kendini arayanlara / kaybedenlere el-Fatiha

Neden, insanı, kâinatı ve hayatı bütünüyle kuşatan, tüm çıkmazlarımıza çıkış, tüm dertlerimize şifalar sunan bir dinin mensubu iken biz de bölüyor, parçalıyor, her şeyin birbiriyle irtibatını koparıyor, böylece her biri ayrı ayrı…

← Önceki Sayfa 32 Sonraki →